Ankara seyircisi hepimizi korkutur. İstanbul'da, Anadolu'da, İzmir'de seyirciyi ağlatabildiğiniz, güldürebildiğiniz, tepki alabildiğiniz bir oyunla bu kez Ankara turnesine çıkarsınız. Sessizce izleyebilir sizi, hiç reaksiyon vermeyebilir. Bir süre sonra, oyunun hep reaksiyon aldığınız belirli bölümlerinde salon sessizce çıt çıkarmadan oturmaya devam ederse sinirleriniz bozulabilir.
Ve hatta birinci perdenin sonunda koltuklar boşalabilir. Oyunun ortasında çıkamayacak kadar sahne kültürüne saygılı, ama beğenmediği bir oyunu son perdeye kadar izleyemeye kendini mecbur hissetmeyecek kadar da kendi haklarına saygılıdır.
Büyüklerimiz ustalarımız hep derdi, şimdi yeniden düşünüyorum; "Hele bir Ankara turnesi yapalım da oyun rüştünü ıspatlasın..."
Çünkü Ankara; bugünkü egemen kültür(süzlüğe) bakmayın, soğuk da dense sıkıcı da dense, demokrasiyle, hak ve özgürlüklerle nefes alıp verebilen, kendisine verileni olduğu gibi kabul etmeyen, itiraz ve başkaldırı alışkanlığı üzerine kuruludur.
Mesela ODTÜ diye bir olgu vardır Ankara'da.
Siyasal vardır.
Ve bunlar Ankara'nın dokularına işlemiştir, her verileni öylece almaz.
Bakmayın siz 20 yıldır o Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturana; otursun kalksın dua etsin Ankara halkının "demokrasi" düşkünlüğüne, onun gibisine bile ses çıkaramaz, seçimi bekler.
Ama şu gün gördük ki, biz hiç bir seçimde gerçekten seçim yapamamışız aslında. Biz seçtik sanmışız, onlar bizim elimizden çıkan oyları bir abrakadabra ile bozuk paraya çevirmişler. Biz de çoğunluk bozuk paraya oy verdi sanıp, saygıyla kabul etmişiz çıkan sonucu.
Bu kez Ankara mecbur bırakıldığı bu kötü oyunu izlemeye itiraz ediyor, salondan çıkıyor, yuh'luyor, hakkını arıyor, bilet parasının iadesini istiyor.
Hayatında ilk defa oy verdiği bir partiden olan adaylığıyla, koca bir şehri değil koca bir ülkeyi peşine takıp demokrasi umudu olabilen bir başkanı hak ediyor Ankara; geceyarısı YSK'yı basan, sandıkları merdiven altlarında bekleten bir Büyükşehir Eşkiyasını değil.
Bakmayın siz Ankara'lıların her gün trafikte, mecliste oturup elini kaldırıp indirenleri beklediğine...
Bakmayın siz Çankaya'lıların her gün Cumhurbaşkanı'nı, Başbakan'ı ve konvoylarını sessizce çekmesine...
Ankara'dan çıkan ses bütün bir ülkeye yayılır ve her bir oy veren tek tek dönüp kendi hakkını arayabilir.
Mansur Yavaş bunu yaparsa Üsküdar da yapar, Beyoğlu da yapar, Antalya da, Ardahan da. Sonuç değişir ya da değişmez ama her bir oyun ne kadar kıymetli olduğunu Yalova'da gördük işte.
Onurumuzu çiğnetmeyecek, aç susuz uykusuz gözümüz gibi koruduğumuz sandıklarımızın güvenliğine zeval gelmesine müsade etmeyecek, demokrasiye saygımızı incitmeyecek, bizimle birlikte hileye hurdaya karşı durabilecek büyük başkanlara ihtiyacımız var.
"Bir tek insanın burnu kanasa, ben ne yapayım o koltuğu mevkiyi" diyecek birisi... Haydutlukla, kabadayılıkla, eşkiyalıkla değil; hakla hukukla dayanan...
Ankara seyircisi ayağa kalktı, demokrasi rüştünü bir kez daha ispat etti Ankara'da. Asla kabul etmedi, bir an bile demokrasinın gücünden vazgeçmedi.
Belki bundandır, Ankara'nın bozkırında yetiştiğimden...
Nereye gidersem gideyim "angaralı" kaldığımdan...
Ya da aslında kanımızda hala kalan miktardaki gücü ayağa kaldıracak bir Başkan umudumuzu yeşerttiği için.
Yavaş olsun ama tam olsun...
Tüm ülkeme yayılsın...
- 01.04.2014 -
![]() |
"Bir tek insanın burnu kanasa, ben ne yapayım o koltuğu mevkiyi" diyecek birisi...
Haydutlukla, kabadayılıkla, eşkiyalıkla değil; hakla hukukla dayanan...
|

No comments:
Post a Comment