Pages

May 14, 2014

"Ölüm madencinin kaderinde var"

"Maden kazası madencinin kaderidir... Ölmek bu işin kaderinde var..."

Her gün toprağın yedi kat altına inilen işi güvenliksiz, kayıtsız, sigortasız yapmaya mecbur kalmak da mı kader? ("Tarım bitti hayvancılık bitti, tütün bitti, tohum bitti. Madende çalışmaktan başka iş kalmadı bize" diyor bölge halkı)

Devletin her türlü imkanları Soma için seferber edilmiştir ("Ocağın içine temiz hava basıldı. Madenlerde yangın kaynaklı felaketlerde içeride ne olduğu bilinmezliğine sıkılan oksijen böcek yuvasına ilaç sıkmakla eşdeğerdir" diyor bazı uzmanlar)

İş güvenliği konusunda yapılan düzenleme ve çalışmaları biz yaptık (sonra da taşeron firmaların kârdan fedakarlık edip de yapmayı vicdanlarına bıraktığınız düzenlemeler... Madencilikteki 17 Ağustos'umuzun üzerinden 16 saat geçti, Çalışma Bakanı'nın sesini açıklamasını duyan henüz olmadı)

Kaybettiğimiz kardeşlerimizin sayısını henüz tam olarak bilemiyoruz, ama sıkıntı büyük olabilir (bilemezsiniz tabi sayın Enerji Bakanım, Çalışma Bakanımıza bir sorsanıza kayıtsız sigortasız çalıştırılan işçi ve çocuk işçiler olmasaydı aşağıda kaç canımız olduğunu bilebilirdik herhalde)

Madenlerle ve koşulları ile ilgili mecliste soru önergesi verenler olmuş, ama Seferoğulları verdi diye Tellioğulları hiç gündeme almadan kaldırıp atmış (zaten sendiklaran bu kadar pasifize edildiği, örgütlü mücadeleden bu kadar korkulduğu bir siyasi ortamda işçinin ne durumda olduğunu onlar da ancak el yordamıyla bu kadar yapabiliyor)

"Acımız büyük, milletçe birbirimize kenetlenelim, bundan siyasi malzeme yapmaya çalışanlar utanmalıdır" (Ocağın içinden ölü çıkarıp da ambulansa kadar gaz maskesi takarak canlı göstermeye çalıştığınız, ambulansın kapıları kapanır kapanmaz maskesini çıkarıp yüzünü örttüğünüz canların hesabıdır bu. Hastanelere sığmayıp, Kırkağaç kavunlarının saklandığı soğuk hava depolarından taşan bedenlerle birlikte kavrulan yok olan yakınlarının hesabı. Kameralara "AKP'ye kaydolmayana iş vermiyorlar" diye haykıran ve sabah vardiyasında koşa koşa kendi ocağında iş başı yapmaya mucbur madenci kardeşine anlat bunları, biz hikâyeyi biliyoruz)

Kurtarma ekibi yollamadan önce, sizi güvende hissettirecek çevik kuvveti yolladığınız Soma'yı bize kahraman edasıyla olmadı mağdur edebiyatıyla anlatırsınız haftaya.

Ama ölüm madencinin kaderidir sakın demeyin bir daha.

Benim annem Soma'da doğmuş, ilkokulu Tavşanlı'da bitirmiş. Sebebi belli işte; linyit kömürü. Şimdi maden mühendisleri odasına kayıtlı bir de kardeşim var. O da sürekli dolaşıp duruyor madenlerde. Rahmetli dedeciğimin linyit ocakları arasında atla dolaşan bir mühendis olduğu yıllarda da, bizzat ocağın içinde olduğu zamanlarda da, sonrasında linyitin kömürün bürokratı olduğu zamanda da, üniversitede öğrenciler yetiştirdiği zamanda da madende yaşanan her felâket bizim ailede hep çok büyük acıya sebep olurdu. Anlayamıyordum, ama öyle iyi hatırlıyorum ki...

Ama yine de şehit filan denmezdi göçük altında kalan maden işçisine, böyle rüşvetler yoktu tabi daha.

"Ölüm madencinin kaderidir" lafını söyleyebilecek bir başbakanı ise kimse hayal bile edemezdi o zamanlar...




Hayaldi gerçek oldu.

Allah sabır versin bu millete.
Başımız sağolsun.
Ama ateş düştüğü yeri yakıyor işte...

No comments:

Post a Comment