Pages

March 11, 2014

Uyandırmaya kıyamadığımız çocuklar için; Berkin Elvan

Berkin Elvan. Yani annesinin kıyamadığı çocuğu

16 Haziran sabahı annesine "Ekmeği ben alırım, sen hızlı koşamazsın, ben gazdan kaçarım merak etme" diyip evden çıktı. Bugün, yani 269 gün sonra, anne ve babası hastanenin o en acılı kapısından aldılar evlatlarını.


Cumhurbaşkanı, yani devletin babası, daha dün, yani 268. koma gününde aradı Berkin'in babasını; bir isteğiniz var mı diye sordu. Ama çaresiz babanın son isteğini bile yerine getirmeyi beceremedi koskoca devletin babası. Hastane önü ertesi gün, yani Berkin'in öldüğü gün, yine gaz, yine polis terörü, yine mahşer yeri... 

Baba Sami Elvan tek bir şey istemişti: "Hastane önündeki polis baskısını durdurun" demişti sadece...


Ben sordum devletin babasına, bu son isteği bile yerine getiremediniz nasıl olacak diye, bana cevap verecek değil herhalde...


Mutlu Vali, haberi duyar duymaz bir tweet atmış, Berkin'i kaybettik, başımız sağolsun diye. Anne olan bir arkadaşımdan kendisine cevap gecikmedi; "Kaybettik mi? Bir yanlış olmasın vali bey! Biz kaybettik, siz öldürdünüz." 

Vali bey de Merve'ye cevap vermemiş haliyle...

Egemen Bağıs duyurmuş sevenlerine; bugün de mitinglerde Başbakanımızla birlikteyiz diye...Sordum; utanma durumu olacak mı diye, cevap vermedi tabi.

Dolayısıyla aklıma "Emri ben verdim" diyen zat geldi. "Siyaset öldürmek için değil yaşatmak için yapılır" diyen, sonra çocukları vura vura öldürten. Ben de ona sordum "Bugün Bitlis'teymişsiniz, yarın Mardin'de. Şehir meydanlarında anne babalardan oy istemeye utanmaz mısınız?"


Bugün izliycem, Bitlis'ten mikrofon elinde cevap verir belki sorduklarımıza...


Ben evde çığlık çığlığa bağırıyorum; Katiller! Katilsiniz, korkaksınız, yalancı, rüşvetçi, riyakar hırsız ve katilsiniz! Çocukların katilisiniz!
Evde sabahları okula gitsin diye uyandırmaya kıyamadığımız, "bana bir bardak su getir" bile demediğiniz çocuklarımıza sokaklarda da kıyılabilir, geleceklerinde ezile ezile de. "Vurmayın, öldüm" der, onlar daha da vururlar. Yani böyle kıyarlar. İnsan olmanın ilk şartını unutup, ağzına alıp kirlettikleri dinden imandan dem vururlar. Bunları düşünemeyen, algılayamayan, haberdar olamayan, yanlış yönlendirilen, biyat edenlere, yani bu katil devleti bir daha ve yeniden sandıklarda taçlandırma ihtimali olanlara sorun, anlatın, konuşun, açıklayın...

Mutlu Valiye, Devletin Babasına, Egemenliğini Bağışlayana, "Emri ben verdim" diyen zat'a da sorun.


Sormazsanız, olan evde "yatağını topla" demeye kıyamadığımız çocuklarımıza olacak...


Berkin 269 gün efeler gibi dayandı, 15 yaşında 16 kilo bir çocuk bugün efeler gibi gitti. Biz yarın onunla vedalaşacağız, Gezi'nin son şehidi bu ana kuzusunun hikayesiyle başbaşa kalacağız. Ali İsmail gibi, Mehmet gibi, Abdullah gibi, Ethem gibi...  Ama biz burdayız, bizim çocuklar hala buralarda...


Yani anlatın. Ama çocuğa anlatır gibi anlatın. Büyüklere anlatın. Yani masal değil gerçekleri anlatın.


11.03.2014

3 comments:

  1. Yüreğine, kalemine Şeniz'im... Bugün çok karanlık bir gün, çoook....

    ReplyDelete
  2. Evet, hiçbir sözün aydınlatamadığı bir gün Ece'cim... Ama sonradan gelen, geriye kalan bütün çocuklar için sormak ve anlatmak, gibi bişey işte...

    ReplyDelete
  3. Buralardan oralara hislerimize tercuman oluyorsun Senizim. Yuregine saglik.

    ReplyDelete